Gıda İsrafı Üzerine Bir Konuşma


Tristram Stuart bir yazar ve aktivist. Dünya çapında gıda israfı konusunda araştırmalar yapıyor ve bulgularını insanlarla paylaşıp çözümler üretmeye çalışıyor. Bu tip araştırmalar ve paylaşımlar anlamsız veya etkisiz olarak düşünülebilir, ama doğru yöntemlerle sonuç veriyor. Fransa da marketler atık gıdaları hayvan yemi olarak ayırmak veya iyi durumda olan gıdaları ihtiyacı olan insanlarla paylaşmak konusunda yasal olarak yükümlendirildi bile.

Benzer düşüncelere sahip bir insan olarak bu konudaki konuşmasını takipçilerim ile paylaşmak istedim. Belki önerilenlerin hepsini kendi yaşamımıza yansıtamayız ama israfı engellemek için benzer yöntemler geliştirebiliriz. Umarım aklımızdaki doğrular için çabalarımız boşa gitmeyecektir.

Videoyu izleme şansı olmayanlar için konuşma metni aşağıdaki gibi:

0:11 Küresel gıda israfı skandalını keşfetme işi benim için 15 yaşımdayken başladı. Birkaç domuz aldım. Sussex’te yaşıyordum. Ve onları en geleneksel ve doğa dostu yolla beslemeye başladım. Okul yemekhanesine gittim ve dedim ki, “Bana okul arkadaşlarımın burun büküp yemediği artıkları verin.” Yerel fırına gittim ve bayatlamış ekmeklerini aldım. Yerel manava gittim, ve süpermarketler için uygun şekilde ve büyüklükte olmayan patateslerini çöpe atan bir çiftçiye gittim. Bu harikaydı. Domuzlarım o gıda çöplüğünülezzetli domuz etlerine dönüştürdü. O eti okul arkadaşlarımın ebeveynlerine sattım, ve genç yaşımda iyi bir cep harçlığım daha oldu.

0:52 Ama domuzlarıma verdiğim çoğu gıdanın aslında insan tüketimi için uygun olduğunu ve sadece olayın görünen kısmını tırmaladığımı farkettim; gıda tedarik sürecinde daha yükseğe çıktıkça, süpermarketlerde, manavlarda, fırınlarda, evlerimizde, fabrikalarda ve çiftliklerde, çok fazla gıda ziyan ediyordukSüpermarketler ne kadar gıda ziyan ettikleri hakkında benimle konuşmak bile istemiyorlardı. Gizlice arkadan dolandım. Tenekeler dolusu gıdayı paketlediklerini ve kamyonlarla çöplüklere taşıdıklarını gördüm, ve gıdayı ziyan etmekten ziyade, gıdayla daha duyarlı şeyler yapılabileceğini düşündüm.

1:24 Bir sabah domuzlarımı beslerken, zaman zaman ortaya çıkan lezzetli görünen ama güneşten kurumuş domatesi farkettim. Onu hemen aldım, oturdum ve domuzlarımla kahvaltımı ettim. (Gülüşler) Bu hareketim, sonradan freeganism olarak adlandırdığım davranışı ilk sergileyişimdi yemek ziyan etmenin haksızlığını sergiliyordu, ve gıda ziyanına karşı çözümün şartı, temel olarak gıdayı çöpe atmak yerine,oturup onu tüketmektir. Bu, gıda ziyan eden büyük işletmelere kendimce karşı koyma biçimim olmuştu ve en önemlisi kamuoyuna çöpe atılan gıdalardan bahsederken bayatlamış şeylerden bahsetmediğimizi, sararmış solmuş şeylerden bahsetmediğimizi göstermekti. Biz büyük ölçeklerde ziyan edilen taze ve yenilebilir yiyeceklerden bahsediyoruz.

2:11 Nihayet, bu problemin küresel düzeydeki büyüklüğünü gözler önüne sermek adına kitabımı yazmaya oturdum. Kitabımın gösterdiği şey dünyadaki yemek ziyanının, ülke ülke ayrı olarak analiz edilmesidir.Maalesef, deneysel veriler, iyi istatistikler bulunmamaktaydı, ve bu yüzden iddiamı ispatlamak ve ne kadar gıdanın ziyan edildiğini açığa çıkarmak için yeni bir yol bulmak zorundaydım. Bu yüzden, tüm ülkelerin tek tek yiyecek arzını aldım ve o ülkedeki tahmini tüketim miktarıyla karşılaştırdım. Bu, yiyecek tüketimi anketlerine dayalı, obezite oranlarına dayalı, insanların ağzından yaklaşık ne kadar gıda geçtiğini gösterençeşitli faktörlere dayalı. Tablonun ortasındaki siyah çizgi muhtemel tüketim seviyesinin ve kaçınılmaz denilebilecek kadarlık bir ziyanın da eklendiği bir miktarı göstermektedir Her zaman israf olacaktır. Çöplerin olmadığı bir dünyada yaşayabileceğimizi düşünecek kadar gerçekçilikten uzak değilim. Ama, o siyah çizgi ülkedeki her bireye iyi, stabil ve güvenli bir diyet oluşması için gereken tedarik miktarını göstermektedir. Bu çizginin üzerindeki noktalar (çoğu ülkenin bu durumda olduğunu fark edeceksiniz) gereksiz fazlalığı temsil ediyor ve her ülkedeki ziyan miktarını gösteriyor temsil ediyor ve her ülkedeki ziyan miktarını gösteriyor

3:33 Bir ülke zenginleştikçe, marketlerde ve restoronlarda talep fazlası ürün bulundurmak için daha çok yatırım yapar ve gördüğünüz gibi çoğu Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri nüfuslarının besinsel ihtiyaçlarının%150-200 ü kadar yukarısında kalıyorlar Böylece, Amerika gibi bir ülke, market raflarında verestoranlarında Amerikalı insanları beslemek için normalde olması gerekenden iki kat fazla gıdaya sahip.

3:59 Ama beni gerçekten sarsan şey, bütün bu verileri çizdiğim zaman nasıl birden yükselmeyi kestikleriydi.Ülkeler çok hızlı bir şekilde 150 limitine ulaşabiliyor sonra tahmin edebileceğiniz üzere durağanlaşıyor ve artmaya devam etmiyorlar. Dolayısıyla bunun doğru olup olmadığına karar vermek için bu verileri biraz daha derinden incelemeye karar verdim. Ulaştığım sonuç buydu: Eğer sadece market ve restoranlardaki yiyeceği hesaba katmazsanız ve insanların yiyebileceği fakat daha fazla et ve çiftlik ürünü elde edebilmek için hayvanlara verilmesi uygun görülmüş buğday, mısır gibi şeylerin miktarını da eklerseniz, miktarını da eklerseniz, bulacağınız şey zengin ülkelerin çoğunun kendi nüfusunu beslemek için gerek duyduğu miktarın 3 ila 4 katı arasında miktarlarda yiyeceğe sahip olduğudur. Amerika gibi bir ülke ihtiyacının 4 katı yiyeceğe sahiptir. Amerika gibi bir ülke ihtiyacının 4 katı yiyeceğe sahiptir.

4:52 Ne zaman insanlar 2050 de olması beklenen 9 milyar insanın beslenmesini sağlamak için küresel besin üretimini nasıl arttırmamız gerektiğinden bahsetse bu grafikler aklıma gelir. Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık var Daha önce hiç böyle devasa bir fazlalık olmamıştı. Pek çok yönüyle, bu insan ırkının 12.000 yıl önce sahip olduğu tarımsal hedeflerin çok çok üzerinde olduğu bir başarı hikayesi. Bu bir başarı hikayesidir. Hep öyle olmuştur. Fakat şu anda anlamamız gereken,gezegenimizin taşıyabileceği ekolojik limitlere yaklaştığımızdır. ve her gün daha fazla yiyecek üretebilmek için ormanları kestiğimizde, tükenmekte olan su rezervlerinden su çıkardığımızda, daha fazla yiyecek üretme uğrunda fosil yakıtları kullandığımızda, ve bu yiyeceklerin çoğunu çöpe attığımızda, ne kadarını kurtarmaya başlamamız gerektiğini düşünmeliyiz.

5:51 Geçen gün, neleri çöpe attıklarını incelemek için düzenli olarak ziyaret ettiğim bir markete gittim düzenli olarak ziyaret ettiğim bir markete gittim Bütün o meyve ve sebzelerin arasında birkaç paket bisküvi buldum. birkaç paket bisküvi buldum. Ve dedim ki, bunları bugünkü konuşmamda sembol olarak kullanabilirim

6:09 Çöpte bulduğumu 9 bisküviyi dünyadaki yiyecek üretimi olarak hayal etmenizi istiyorum, tamam mı?Dokuz tane ile başlıyoruz. Bu her sene üretilen miktar. İlkini daha çiftlikten çıkmadan kaybediyoruz. Bu problem genelde altyapı, soğutma, depolama pastörize etme gibi gereksinimlerin eksikliğiyleilişkilendirilebilir. Bu şu anlama geliyor. Üretimin dokuzda biri daha çiftlikleri terk etmeden ziyan oluyor.Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi. Ne yazık ki, bizim hayvanlarımız verimsiz hayvanlar ve bu miktarın üçte ikisini dışkı ve ısıya dönüştürüyorlar. Bu sebeple bu ikisini kaybettik ve et ve süt ürünlerinde sadece bu elimizde kaldı. İki tanesini daha direkt çöpe atacağız. Bu çoğunluğumuzun yiyecek ziyanı denince aklımıza gelen şey, çöpe giden artıklar,süpermarket çöplerine gidenler, restoranların artıkları. İki tane daha kaybettik ve elimizde beslenebileceğimiz sadece 4 bisküvi kaldı Bu, küresel kaynakların mükemmel derecede verimli kullanımı değildir, özellikle dünyada halihazırda var olan milyarlarca aç insanı göz önünde bulundurduğumuzda.

7:23 Bu verilerin üstünden geçtikten sonra bu yiyeceklerin nereye gittiğini göstermem gerekti. Nereye gidiyor bunlar? Biz bu şeyleri tabaklarımızda görmeye alışkınız, peki tabağımıza olan yolculukta kaybolan yiyeceklere ne oluyor?

7:34 Süpermarketler kolay bir başlangıç için ideal. Bu hobimin sonuçlarından biri, çöpte izinsiz teftiş yapmak. (Gülüşler) Size garip gelebilir ama işletmelere dükkanlarının arka kapısında neler yaptıklarını bize açıklamaları konusunda güvenebilseydik gidip çöpleri karıştırıp içine bakmak zorunda kalmazdık. Fakat bu görüntü genelde İngiltere, Avrupa ve Amerika’da çöpleri karıştırdığınızda karşılaşacağınız manzara. Bu devasa düzeyde bir yiyecek ziyanını gösteriyor, fakat kitabımı yazarken keşfettiğim bir gerçek bu durumun aslında buz dağının görünen yüzü olduğuydu. bu durumun aslında buz dağının görünen yüzü olduğuydu.Tedarik zincirinde yukarılara doğru çıktığınızda asıl ziyanın nerede meydana geldiğini ve ne kadar büyük bir düzeyde olduğunu buluyorsunuz.

8:19 Evinde dilimlenmiş ekmek olan kişilerin ellerini görebilir miyim? Peki hangileriniz o kabuğun– her ekmeğin başında ve sonunda olan– hangileriniz o kısmın yenildiği bir evde yaşıyor? Tamam, çoğunuz, herkes değil ama çoğunuz, ve sevinerek söylüyorum ki dünyada genelde bu tabloyla karşılaşıyorum, buna rağmen herhangi biriniz bu kabuk kısmı üstünde olan sandviçler satan bir süpermarket gördü mü acaba? (Gülüşler) Ben kesinlikle görmedim. Bu yüzden düşünmeye devam ettim, nereye gidiyor bu kabuklar? (Gülüşler) Cevap buydu, malesef: Bu fabrikadan her gün 13.000 ekmek dilimi çıkıyor, o gün üretilmiş taze ekmek. Bu fabrikayı ziyaret ettiğim aynı sene insanların 2008’deki küresel gıda tedariğindeki sıkışmadan dolayı açlık çektiği Pakistan’a gitmiştim. Biz bu sıkışmaya burada İngilterede ve dünyanın her yerinde yiyecekleri çöpe atarak büyük katkıda bulunuyoruz. Biz o aç insanların bel bağladığı yiyecekleri market raflarından alıyoruz.

9:20 Bir adım daha yukarı çıkarsanız çiftçilere gelirsiniz, kozmetik standartlar yüzünden zamanı gelincehasatlarının üçte birini hatta daha fazlasını atarlar. Bu çiftçi, örneğin, ıspanak yetiştirmeye 16.000£ yatırım yaptı, ama bir tek yaprağını bile toplayamadı çünkü ıspanaklarının içinde birazcık ot büyümüştü. Kozmetik olarak mükemmel olmayan patatesler, hepsi domuzlara gidiyor. Süpermarket standartlarına göre küçük kalan yabani havuçlar, Tenerife’deki domatesler, Florida’daki portakallar, Ekvador’daki muzlar, geçen sene ziyaret ettiğim yerler, hepsi çöpe atılıyor. Bu Ekvador’daki bir muz ekim alanının bir günde ziyan ettiği muz miktarı. Hepsi atılıyor, kesinlikle yenilebilir, sadece yanlış şekil ve büyüklükte oldukları için.

10:01 Eğer meyve ve sebzelere bunu yapabiliyorsak, emin olun hayvanlara da yapabiliriz. Karaciğer, akciğer, baş, kuyruk, böbrekler, testisler, Geleneksel olan bu şeylerin hepsini, mutfağımızın lezzetli ve besleyici parçaları ziyan oluyor. Sakatat tüketimi son 30 yılda Amerika’da ve İngiltere’de yarı yarıya indi. Sonuç olarak, bu şeyler en iyi ihtimalle köpeklere yem edildi yada yakıldı. Çin’in batı bölgesinde olan Kashgar Xinjiang’de yaşayan bu adam yöresel yemek servis ediyor. Bu yemeğe “koyunun organları” deniliyor. Çok lezzetli, besleyici ve Kasghar’a gittiğimde öğrendiğime göre gıda atıklarına karşı olan tabularını sembolize ediyor Yol kenarında bir kafede oturuyordum. Şeflerden biri benimle konuşmaya geldi, tabağımı bitirdim,ve konuşmanın ortasında konuşmasını kesti, ve tabağıma hiddetle bakmaya başladı. Kendi kendime dedim ki “Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?” İşaret parmağıyla tabağımın köşesindeki üç tane pirinç tanesini göstererek dedi ki “Temizle.” (Gülüşler) Düşündüm ki, “Aman Allahım, dünyayı dolaşıyorum insanlara yemek ziyan etmemelerini anlatıyorum buna rağmen Bu adam beni kendi oyunumda ezmeyi başardı.” (Gülüşler)

11:06 Ama bu bana inanç kazandırdı. Bana insanların sosyal olarak kabul edilmez olarak görmeye başlarlarsa kaynakları bu şekilde harcamayı bırakabileceğine dair inanç kazandırdı, Bu konuda sesimizi duyurabilirsek, bu konuda şirketleri bilgilendirebilirsek, devletlere bu ziyanın bitmesini istediğimizi gösterebilirsek, bu değişimi sağlayacak güce sahibiz

11:26 Balık, Avrupa balığının yüzde 40 ila 60’ı denizdeyken atılıyor, karaya bile ulaşamadan. Evlerimizde, yemek ile olan temasımızı kaybettik. Bu üç marul üzerinde yaptığım bir deneydir. Kimlerin dolabında marul var?Çoğumuzun. Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok. Sağdakine ise çiçekmiş gibi davrandım. O yaşayan bir organizma, ucunu kesini bir vazo suyun içine koyun, bundan 2 hafta sonra bile yenebilirliğini koruyacaktır.

11:57 Bir miktar ziyan, başta da belirttiğim gibi, kaçınılmaz olarak olacaktır, o zaman soru şu oluyor, onunla yapacağımız en iyi şey ne olur? Bu soruyu 15 yaşımdayken cevaplamıştım. Aslında, insanlar bu soruyu 6.000 yıl önce cevaplamıştı: Yemek ziyanını tekrar yemeğe dönüştürebilmek için domuzları evcilleştirdik.Ve yine de, Avrupa’da, 2001’deki Zoonoz salgınından beri bu uygulama yasadışı olmuştur. Bu bilimsel değil. Bu gereksiz. Eğer domuzlar için yemek pişirirseniz, sanki insana pişiriyormuş gibi, domuzlar için de güvenli olur. Bunun yanında büyük miktarda kaynak tasarrufu olur. Günümüzde, Avrupa sırf hayvanlarını beslemek için Güney Amerika’dan ihraç ettiği milyonlarca ton soya’ya bağımlı, üretimi küresel ısınmaya büyük katkısı olan, ormansızlaşmaya, biyolojik çeşitlilik kaybına, sebep olan soya’ya. Aynı zamanda bu hayvanları besleyebileceğimiz milyonlarca ton yemek atığımız varken bunu yapıyoruz. Eğer bunu yapabilseydik, domuzları öyle besleyebilseydik, bu miktardaki karbon salınımını engellemiş olurduk. Eğer yiyecek atığımızı anaerobik sindirim yapan canlılara verseydik, (devletin en sevdiği yöntem) yemek artığınıelektrik üretmek üzere gaza dönüştüren canlılara, elektrik üretmek üzere gaza dönüştüren canlılara, Bir tonluk atığa karşılık cüzzi bir miktar olan 448 kilogram karbondioksit tasarrufu yapardınız. Domuzlara yedirmek çok daha akıllıca. Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)

13:15 Bir umut ışığı: yemek artıklarıyla mücadele arayışı dünyaca tanınmaya başlandı. 5.000 kişiyi beslemek ilk 2009 yılında başlattığım bir etkinlikti. 5.000 kişiyi aksi taktirde çöpe gidecek olan yemeklerle besledik. O günden sonra, Londra’da tekrar gerçekleşti dünya çapında ve ülke genelinde yapılmaya başlandı. Bu, kuruluşların bir araya gelerek yiyecekleri kutladığı ve yiyeceklerle yapılacak en iyi şeyin onları yemek olduğunu ve ziyan etmeyi bırakmak gerektiğini göstermesidir. Yaşadığımız gezegenin iyiliği için,çocuklarımız için, yaşadığımız gezegeni paylaştığımız bütün organizmalar için, biz karasal canlılarız, ve beslenmemiz için toprağa bağımlıyız. An itibariyle, kimsenin yemeyeceği yiyecekler üretmek için toprağımızı mahvediyoruz. Yemek israfını durdurun. Çok teşekkürler. (Alkışlar)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s